Gemiadamları Yıpranma Payı

GEMİ ADAMLARI YIPRANMA PAYLARINI GERİ İSTİYOR

Yaşam alanları ve çalışma sahaları gemi ve deniz olan, yılın 11 ayını geceli gündüzlü fırtınalı ve dalgalı denizlerde geçiren, sıla ve yurt özlemi konusunda çelikleşmiş, statik elektriğin ve vibrasyonun vücutlarında baskı kurduğu, yüzer bir hapishaneyi işyeri edinmiş gemi adamları 2008 yılında ellerinden alınan “Yıpranma Paylarını geri verilmesi için yeni bir yasal düzenleme yapılmasını istiyoruz.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi

Giresun insanının Yaklaşık % 90 ının gemi adamı olarak çalıştığını Tahmin ediyoruz. Gemiadamlarının 1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı yasa ile yıpranmaya bağlı erken emeklilik haklarının ellerinden alındı.

İlgili yasayla denizcilik mesleğinin “risk taşıyan işler” kapsamından çıkartıldığını, 2012 yılında yapılan değişiklikle farklı meslekler yeniden kapsama alınırken gemi adamlarının kapsam dışı tutuldu.

Uzun yıllar gemicilik ve sendikacılık yapan ve sektörde ki çalışma koşulu ilgili bilgi birikimine sahip olan birisi olarak yıpranma payıyla ilgili sorunumuzu şöylece özetleyebiliz: “ 1 Ekim 2008 tarihinden önce gemi adamlarına çalışma koşullarının ağırlığı bu çalışma koşullarının, psikolojilerinde ve bedenlerinde yarattığı yıpranmaya karşılık denizde çalıştıkları her yıl için sigortalılık sürelerine 90 gün ilave hizmet süresi veriliyordu. Erken emeklilik olarak ifade edilen bu süreye camiada yıpranma payı denilmekteydi. ”

1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı yasayla geçmiş yılların yıpranma payı uygulamasının iptal edildi. Bu yasayla 190 Bin gemiadamı mağdur oldu.

Yeni düzenleme ile denizcilik mesleği risk taşıyan işler kapsamından çıkartılmış, bir başka deyişle yıpranma payından yararlananların kapsamı daraltılmış, ancak 2013 yılında ve sonraki yıllarda yapılan başka bir değişiklikle kapsama farklı meslekler dâhil edildi.2018 Temmuz ayında da sağlık çalışanlarına bir yasal düzenleme yapılarak yıpranma hakkı tanındığını haber bültenlerinden izledik.

GEMİ ADAMI KİMDİR?

Gemide görev yapan ve sefere katılan miçodan kaptana kadar değişik yeterlikteki denizcileri kapsayan her bir kişiye “ gemi adamı” denir.

“Gece gündüz demeden, fırtına ve harikeyne aldırmadan yılın 11 ayını yurt dışında geçirmeye mahkûm; sıla ve yurt özlemi konusunda çelikleşmiş, statik elektriğin ve vibrasyonun durmadan vücuduna baskı kurduğu yüzer hapishaneyi işyeri edinmiş, uzun seferlerde kamara-oturma salonu- gemi güvertesi üçgeninden oluşan sınırlı bir mekânda uzun süre yaşamak zorunda kalan gemi personeli…

Çok ortam değiştirmenin yarattığı bıkkınlık ve içe kapanma, gemi üzerinde sadece belli sayıda insan ile ilişki halinde bulunma, her türlü sosyal aktivitenin dışında kalma, deniz ve gemi ortamının içinde yıpranan ve ömürlerini, sağlıklarını, sosyalliklerini, ailelerini kaybettikleri halde bunun farkında olamayan insanlardır gemi adamı.

Denizin ortasında şirketten gelen telgrafla evladının ve ya bir yakınının ani vefatını öğrenen ve bu haberi arkadaşına limana yanaşana kadar söyleyemeyen; evladının ya da yakınının ölümünü on beş yirmi gün sonra öğrenen babanın içinde kopan fırtınadır gemi adamı…

Gemi adamlarının zor şartlar altında çalışmaktadır, gemi adamlarının çalışma koşullarını görmek isteyenlerin herhangi bir tersaneye giderek bir gemiye binmelerini ve denizcilerle iki gün geçirmelerini öneriyorum

Yıpranma hakkının gemiadamı için ne kadar önemli olduğun anlamak için gemi ile bir uzak doğu seferi yapmak ve gemi adamı ailesi ile psikolog gözetiminde bir sohbet ettikten sonra, gemi adamı ve ailesi için yıpranma hakkının ne anlama geldiğini konuşmanın daha gerçekçi olacağını düşünüyorum.

 

Deniz kazalarında meydana gelen ölümlerin kesin sayılarının tam olarak bilinmediğini, çalışma şartlarına bağlı kronik hastalıkların ve bunlarla ilgili ölümlerin gerek dünyada ve gerekse Türkiye’de tam olarak belirlenmediğini biliyoruz.

Gemi adamlarının çalışma şartlarının 1954 den bu yana revize edilmediği de bir gerçek.

Konumuzun daha net anlaşılabilmesi için 4 Aralık 2012 de Kıyı Emniyeti Genel müdürlüğüne bağlı bir kurtarma botunda yaşanan deniz kazasına dikkat çekmek istiyorum

“Kıyı Emniyeti Genel müdürlüğüne bağlı bir kurtarma botu 4 Aralık 2012 tarihinde Karadeniz’de SOS veren bir gemiye kurtarma operasyonu yapmak üzere Şile Limanı’ndan çıkış yaparken kötü hava koşulu sebebiyle taşlara vurarak üç denizci kardeşimiz tüm dünyanın gözü önünde göz göre göre hayatlarını kaybettiklerini hep beraber izledik.

Bu kazanın limanda yaşanması bizlere denizin liman veya açık deniz, hiçbir farkı olmadığının bir göstergesidir.

50 YAŞI DEVLET GENÇ, İŞVEREN YAŞIL GÖRÜYÜR.

İşverenlerin 50 yaş ve üzerine iş vermediklerini gemiadamlarının yakınmalarından anlamaktayız.50 Yaşındakilerin yaptıkları iş başvuruları çoğunlukla biz sizi ararız yönünde sonuçlanmaktadır. Hatta İş bulma yaşı giderek 40 yaşına kadar indirilmeye başlamıştır. Uluslararası Denizcilik Örgütü IMO’ ya göre denizciliğin en tehlikeli sektörlerden birisi olduğunu biliyoruz. Bu durumda Denizciliği bir meslekten ziyade, bir yaşam biçimi olarak değerlendirmek gerekir.

Denizcileri diğer iş kollarından ayıran en belirgin özellik, Diğer iş kollarında çalışanların akşam evlerine gittiklerinde, hafta sonu aileleriyle yapacakları bir etkinlikle yorgunluklarını atabildikleri, aile özlemi yaşamamalarıdır.  Maalesef Denizcilerin böyle bir imkânlarının olmadığının herkes tarafından bilinmesi gerekir.

Sizlere daha dikkat çekici bir durum söylemleyim; Ülkemizde ortalama insan ömrünün 80 yıl olduğu düşünülürse denizcilerin on sekiz yaşına kadar olan çocukluk dönemi, bir yıl askerlik dönemini ile 19 yıl, yapar 19 yılı 80 yıllık ömürden çıkardığımızda geri kalan ömür 61 yıl. Bu ömrün tamamı gemide geçecek. Gemi adamının evinde geçireceği zaman ömründe topu, topu beş yıl oda senelik izinleri, hesap ortada, Bu yüzden istiyoruz yıpranma hakkını.

STK olarak gemi adamlarının yıpranma paylarının geri verilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlarla, siyasilerle ve milletvekilleriyle temaslarımız oldu lakin bu güne kadar bir sonuç alamadık.24 Haziran 2018 Seçimleri öncesi başta Ak Parti Giresun Milletvekili Cemal Öztürk, Sabri Öztürk ve İstanbul Milletvekili Giresun’lu Hasan Turan ile görüşme imkânı bulduk, vekillerimizden seçim sonrası randevu sözü de aldık. Şimdi “Vekillerimizden bu konu üzerine bir çalışma bekliyoruz. Konuyu seçim sonrası Meclise taşıyacaklarını belirten vekillerimize güveniyoruz.  Sayın Hasan Turan’ın TBMM İdare amiri olması bu yönde bizleri daha da umutlandırdı”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir