1950 den 2019 ‘kıdem tazminatı

1950 den 2019 ‘kıdem tazminatı

Kıdem tazminatı fonu tartışmaları 2019 Yılı ikinci yarısından itibaren tekrar gündeme geleceğini düşünüyor Bugünden uyarıyorum. Nasıl ki başı ağrıyan birisi bir ağrıkesici almayı biliyorsa, buna aklı yetiyorsa, bu gün kıdem tazminatı üzerine oynanan oyunu da anlamak için gayret içerisinde olmalı kıdem tazminatına sahip çıkmalıdır.

Kıdem tazminatı günümüze kadar nasıl gelmiştir kısaca bir hatırlayalım.1936 yılında 3006 sayılı İş Kanununda işçi beş yıldan fazla olan çalışma karşılığı olarak her bir yıl için 15 gün kıdem tazminatı almaktaydı.1950 yılında İş Kanununda değişiklik yapılarak kıdem tazminatı almak için gerekli görülen süre 5 yıldan 3 yıla düşürüldü.

1975 yılında yapılan değişiklikle kıdem tazminatı için gerekli olan çalışma süresi bir yıla indirildi, her yıl için 15 günlük ücret olan tutar ise 30 güne çıkarıldı.

1939’dan 1950 yılları arasında Geçen bu yokluk yılları içinde çalışanların haklarının korunduğunu, geliştirildiğini kanunla güvence altına alındığını görüyoruz.

Ülkemizin zor şartlarında dahi çalışanın alın terini koruyan devlet büyüklerimizi ve sendikalarımızı bir kez daha saygıyla yâd ediyorum.

2019 Türkiye’sinde Bu gün geldiğimiz nokta ise 1975 yılında kazanılan 30 günlük ücret karşılığı alınan kıdem tazminatını, fon aldatmacasıyla 12 güne düşürmenin konuşulması, planlanmasını ne gerekçe ile olursa olsun kabul edilebilir bulmuyorum.

Hükümet yetkilileri çalışanların %92’lik kesim kıdem tazminatı alamıyor, Kıdem tazminatı alamayan çalışanlar mahkemelere başvurdukları için Mahkemelerin de yükü çok fazla artıyor gerekçesi ile olayı çarpıtıyor.

Bende diyorum ki, bazı mahkemeler 24 saat esasına göre çalışabilir, Örnek; Duruşma yapmadan dosya üzerinden karar veren mahkemeler 7/24 vardiyalı çalışabilir.

Mahkemelerin iş yoğunluğunu 40 gün adli tatil uygulamasını yeniden düzenleyerek yoluna koymak da mümkündür. Yapılacak olan bu düzenleme binlerce tutuklu, binlerce sorunu olanların işlerini kolaylaştıracaktır.

Hükümet yetkilileri çalışanlar ile işverenler arasında ağır bir yük olan kıdem tazminatı sorununu samimiyetle tarafların onayını alarak çözeceğiz diyor.

Soruyoruz; Çalışanların 30 günlük ücret olan kıdem tazminatını 12 güne düşürerek fona devretmek hangi samimiyetle izah edilebilir?

Konunun anlaşılması için şöyle basit bir örnek vermek istiyorum: Bu gün Asgari ücretle çalışan bir kişi yıllık 2200 lira kıdem tazminatı almaya hak kazanıyor. Yeni getirmek istenilen fon sisteminde ise bu rakam 880 liraya düşürülüyor, buna da samimiyet deniyor.

880 liranın fonda çalışan lehine nemalanarak eskisinden daha fazla olacağını ifade ederek çalışanlara Fon uygulamasını yutturmaya çalışıyorlar.

Biz çalışanlar Eski Türkiye’de çok fonlar gördük. Bir tane başarılı olan fon görmedik. Dolayısıyla yapılmak istenen fon uygulaması samimiyetle ilişkilendirilemez.

Gerçek samimiyet ise, emeğin, Alın terinin değerini bilmek,30 günlük çalışma karşılığını, yani mevcut olan kıdem tazminatını koruyarak olduğu gibi fona devretmektir, Bunun yaparsanız samimiyetinize inanırız.

Hedefi 2023 olan Türkiye 1950 yılına dönmemesi dileğiyle. 30 günle Fona evet, 12 günlük çalışmayla hayır diyoruz.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir